ana sayfam yap künye e - mail
ANASAYFA BIYOGRAFI MAKALELER SIIRLER RSS AKIŞI ANKETLER VIDEOLAR İLETİŞİM
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyarbakırdan Bursaya
26 Şubat 2017, 15:59

Diyarbakırdan Bursaya

Diyarbakır dönüşü bir kitapçıdan Attila İlhanın ;Elde Var Hüzün adlı kitabını satın almıştım. Kitabın içeriğinden çok ismi beni daha çok büyülemişti. Diyarbakırdan Bursaya kadar defalarca okudum bu kitaptaki şiirleri.

                                    Diyarbakır’dan Bursa’ya

            10 Şubat 2011 Perşembe günü saat: 18.00’de Diyarbakır’dan Bursa’ya doğru yola çıkıyorum. Oğlum, gelinim ve torunum İlbey bizi yola koyuyorlar. Ben, kızım Ülkü, damadım Erdal ve diğer torunum Efe birlikte Bursa’ya gidiyoruz. Eşim ve diğer çocuklarım az sonra Sakarya’ya hareket edecekler.  Diyarbakır’da ailemin tüm bireyleri birlikte unutulmaz bir tatil gerçekleştirdik.

           Bursa’da yaşamını sürdüren Kadir abimin bir sağlık sorunu var, o sebep, beni Bursa’ya götürüyor. Hava, günlük güneşlik. Otobüsün hostesi, yolculara şeker ikramında bulunuyor. Bir yandan biletleri kontrol ediyor. Güzün ekilen buğdaylar yeryüzüne çıkmaya başlamışlar. Tv’den şarkılar dinliyoruz. Eğil’i geçtik. Ergani’deyiz. Molada eşimle telefonla görüşüyorum. Ergani’nin üstünde kale gibi duran kayalıkları göze çarpıyor. Elazığ- Maden’deyiz. Dağları karlı, tren yolu ve kara yolu yan yana. Derin bir vadiden geçiyoruz. Maden dağı, dumanlı değil, bu kez karlıdır. Hazar’da gün batıyor. Hazar gölünün kıyısı bir tatil cenneti. Villalardan geçilmiyor. Tatil siteleri dop dolu. Hazar adeta bir Marmaris gibi. Burada şiir yazmak işten değil. Dağ eğilmiş gölü içmeye.

            Elazığ’dayız. Uzun çarşısını dakikalarca geçemedik. Elazığ, büyükşehir olmaya aday. Uzun bir yolculuktan sonra Malatya yakınlarındayız. Bezirgân Dinlenme Tesislerinde mola verip çayımızı içtik. Tv’de şiddeti içeren dizi var. Haber bültenleri de dizilerden farksız. Şiddetle başlıyor, şiddetle bitiyor. Ne acıdır ki,  şiddetle yatıp şiddetle kalkan bir toplum olmuşuz. Şiddetin Yayın kuruluşlarınca özendirildiğini söylemek hiç de yanlış değil. Çünkü insanlar neyi görüyorlarsa onu yapıyorlar.

           Malatya’dayız. Kayısı şehrindeyiz. Ne kadar dersen güzel bir şehir Malatya. Sivas- Gürün’de polisin kimlik sorgulamasından dolayı mola verdik. Polisin, uygar bir biçimde davranması beni gelecek konusunda umutlandırdı. Az sonra Gürün- Gülpınar tesislerinde mola verildi. Yemek yedik, yatsı namazını eda ettik. Akşamı da kaza ettik. Mescit oldukça yeterliydi. Ne var ki restauranttaki yoğunluk mescitlerde göze çarpmıyor. Bu da ülkemizin acı bir gerçeği olsa gerek. Saat.22.00 Kayseri- Pınarbaşı’ndayız. Yollar çok ıssız. Hayli soğuk. Otobüsün içi eksi 3 derece.

              Tatil dönüşünden olacak ki otobüste yoğunluk çok fazla. Boş koltuk hiç yok. Her mola sonrası ikramları var otobüs firmalarının. Eskiden  ‘çaylar şirketten’di. Bu defa Tv’den zoraki Recep İvedik’in bir filmini izliyoruz. Neylersin, yolcunun seçim hakkı yok. Nerede duracak, ne izleyecek? Yolcuların içinde yaslısı- kederlisi, hastası- yaşlısı, yorgunu, üzgünü var. Tv’deki kahkahalar ve fanteziler yolculara zülüm olmuyor mu?

              50 yolcunun canı sürücünün iki gözüne emanet. Allah korusun. Kayseri’yi yine gece geçtik. Uykudan gözümü açmamla Pastırma Parkını görmem bir oldu. Kayseri’de olduğumu anladım. Yelkenler tabelasıyla da bir zamanların ‘ biz de isteriz’ esprisini tebessümle anımsadım. ,Hani anlatırlar ya: Mecliste liman konusu görüşülüyormuş. O arada uykudan uyanan Kayserili milletvekili neyin görüşüldüğüne bakmadan ‘biz de isteriz’ sözü yıllardır unutulmamış

           Saat: Gecenin 2’si.Kırşehir- Mucur tesislerindeyiz. Yöresel ürünler, hediyelik eşyalar, kafeteryası ve restaurantıyla harika bir yer. Hatırdan çıkmayacak kadar şiddetli bir soğuk var. Otobüsün içi bile sıfırın çok altında. İliklerim bile dondu desem yalan olmaz. Çayı bile ısıtmadı. Otobüs bir tabut gibi sessiz.

            Hayli gittik. Sabahın ilk ışıklarıyla Ankara’daydık. Tüm Ankara uykudaydı. Saat: 07.00 sularında Ankara- Polatlı Başkent- Mola tesislerinde günün ilk çorbasını ve çayını içtik. Güneş göz kırpmaya başladı. Yol kenarlarında aralıklı da olsa kar var. Sabahın ayazı sürüyor. Eskişehir’e 90, Bursa’ya 243 km yolumuz var.  Eskişehir yolunda yer yer hatıra ormanları gözüme çarpıyor. Bazı kişi ve kuruluşlar ağaç dikme lütfünde bulunmuşlar. Umulur ki bu fidanlar büyürler de orman olurlar.

              Eskişehir’e yaklaşıyoruz. Reklam panoları, fabrika dumanları, yol tabelaları ve güneşin parıltılarıyla Eskişehir’e yaklaşıyoruz. Otobüs, şehir merkezinin dışından geçiyor. Otobüsün radyosundan müzik, haber ve gazete başlıklarını dinliyoruz. ‘Vatanını çok seven görevini iyi yapandır’ sözü bir yerlerden gözüme ilişiyor. Otogardayız. Belli ki yolcu indirme işlemi var. Bozüyük’ün de şehrin merkezinin kıyısından geçiyoruz. Sanayi tabelaları gözlerimi büyülüyor. Bozüyük yolları Artvin yollarına benziyor. Derin vadi, ağaçlık, kayalık ve dere. Fakat ‘taş düşebilir, ayı çıkabilir’ tabelaları yok.   İnegöl’e yaklaşıyoruz. Kızım, damadım ve torunum İnegöl’de inecekler. Ben Bursa’ya devam edeceğim. İnegöl’de hava kirliliği şehrin üzerine bir kâbus gibi çökmüş. İnsan düşünmeden edemiyor. Hem sanayi hem çevre temizliği olmaz mı? Bursa’ya yaklaşıyoruz. Dağında karı, hırpalanmış bir yeşilliği var. Bursa’da üç kardeşim ve beş yeğenim var. Bursa’nın sıcaklığı beni çoktan ısıtmaya başladı bile. Bursa’ya varır varmaz Cuma namazını kılıp hastanede ameliyatta olan abimi göreceğim.

              Diyarbakır dönüşü bir kitapçıdan Attila İlhan’ın ‘Elde Var Hüzün’ adlı kitabını satın almıştım. Kitabın içeriğinden çok ismi beni daha çok büyülemişti. Diyarbakır’dan Bursa’ya kadar defalarca okudum bu kitaptaki şiirleri.

                                                       Muhammet AVCI 11 Mart 2011 / Bursa

Bu içerik 1081 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

KONUK YAZARLAR

Hasan Avcı(İst) Hasan Avcı(İst)
Bayram Gelmiş Neyimize
Bilgehan Avcı Bilgehan Avcı
Paris'te Bir Bayram Sabahı
Tarkan Yılmaz Tarkan Yılmaz
Zehir ve Cevher
Muhammet Avcı Muhammet Avcı
Bu Güzellik Sürüp Gitsin
Hasan Avcı Hasan  Avcı
cânâ( şiir)
Kazım Avcı Kazım Avcı
Cumhuriyeti Anlamak
Miraç Avcı Miraç Avcı
Yüzümden düşen sanki bin parça

SİTE ANKET

Sizce kitabın çağı geçti mi?