Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Bizi Bu Ormanlar Sefil Bıraktı


Açıklama: Orman köylüsünün sorunları dile getiriliyor
Kategori: Hayatın İçinden
Eklenme Tarihi: 21 Mart 2018
Geçerli Tarih: 17 Ekim 2018, 20:01
Site: Yanıkozan Fikir Ve Sanat Sitesi
URL: http://www.yanikozan.com/haber_detay.asp?haberID=402


Şairin, ``Beni bu havalar mahvetti`` demesi bu konunun özeti olsa gerek. Köyümüz, bir orman köyü. Çeveede en geniş ormanlara sahip bir köy. Ormanlardan bu kadar zengin olmasına karşılık alınan verim o denli düşük ve düşündürücü. Köyümüze ilk yol 1965`lerde yapıldı. Bu yolu Orman İşletmesi orman ürünlerinin nakli için yapmıştır. Senelerce insanımız bu ormanlarda üretim yapmıştır. Ne var ki, karşılığında ekmek parasını bile güç kazanmıştır. Hiç bir sosyal güvencesi olmadan bu ormanlarda üretim yapmış, gün gelmiş iş kazaları olmuş, ölümlerle sonuçlanan kazalar kadınları eşsiz, çocuklarını yetim bırakmış, fakat sigortasız olduğundan ailesi perişan kalmıştır. Üretim yapılıp ürünlerin depolandığı Orman depolarının bekçileri sigortalı olduklarından bugün tamamı emekli olmuş, buna karşılık ormanda göğüs gerip çalışan istihsalcı hiç bir şey elde edememiştir. Bunlar ancak tarım sigortasına prim ödeyerek az da olsa bugün bir emekli maaşı almaktadırlar. Sigortasız işçi çalıştırmanınn yasak olduğu ülkemizde orman istihsalinde çalışanların hala sigortasız çalışmaları düşündürücüdür. Orman köylümüz yakacak odununu bile kaçak olarak temin etmesi, evini yapması için verilen ihtiyacın yetersizliği insanımızı yine o kaçak kesime yönlendirmektedir.Bu iş öylesine güç tezahür ediyor ki sınırdan kaçak olarak mal geçirmeye benzer. Köyümüzde hiç bir zaman cinayet suçu işlenmezken adli davaların tamamı orman suçudur. Bu iş, deniz kenarında oturup balık yiyemeyenlerin haline benzer. İnsanımızın baltası için kestiği bir dalı bile elinden alana ne demeli? Hayvanlara yem olarak kesilen yaprağın (neker) hukuk savaşı kaç yıl sürmüştür onu da siz araştırın. İşte insanımız senelerdir bu ormandan elde edeceği geliri beklerken gurbete açılmakta geç kalmıştır. Ormanı olmayan çevre köylerde bugün emekli olmayan bir vatandaş bulamazsınız. Bu yüzden bu ormanlar bizi sefil bırakmıştır. Köyü erkenden terkedip kent merkezlerine giden insanlarımız hem iş sahibi olmuş hem de katların sahibi olmuşlardır. Şimdi insanımız, köyü terketmekte okullar bir bir kapanmakta,evler boşalmakta ve köyümüz adeta diğer köyler gibi sessizliğe gömülmektedir. Son yıllardaki teknolojik gelişmeler, orman ürünlerine alternatif ürünlerin üretilmesiyle orman ürünlerine bağımlılığı azaltmıştır. Pencerelerin plastikten, kapıların çelikten, inşaat direklerinin bile demirden yapılıyor olması ormanımızı korumasına karşılık orman köylüsünü işsiz bırakmıştır. Yakacak olarak kullanılan odunun yerine kömürün ve doğalgazın yaygınlaşması de bu sonuca ayrı bir örnektir. Ormanları korumak hepimizin olmazsa olmaz ödevlerimizdendir. Bir yangın esnasında yanan ormanı söndüren köylümüz, o ormandan kestiği bir balta sapını bari serbestçe evine götürebilmelidir. Orman Haftası2nın içinde bulunduğumuz bu günlerde eskiye oranla ağaç kesiminin çok azaldığını görüyoruz Eskiden çatı örtüsünün yerine sac,bahçe çiti olrak kullanılan mesarın yerine demir tel, mutfakta kullanılan, ağaç yayğın yerine yayık makinesi, küleklerin yerine plastik kaplar kullanılmaktadır. Eskiden toprak kazanmak için ormanlar yakılırdı. Oysa günümüzde bir çok çayır ve meralar orman olmaktadır. İnsanımız ormanlarını yasal zorunluluk olmasa da korumak zorundadır. Çünkü gelen sel ve çığ burada yaşayan o insana zarar vermektedir. Ormanların özelleşmesi, ormanların daha iyi korunacağını söylememiz de yerinde bir hatırlatma olacaktır. Eskiden tütünün kaçak olarak içildiğini hepimiz biliriz. Serbest olması tütün içimini arttırmamıştır. Aksine yasağın kalkması tütüne olan bağımlılığı azaltmıştır. Ormanların özelleşmesi de , ormanların orman köylüsüne verilmesi ormanların daha iyi korunması sonucunu getirecektir. Şu bir gerçek ki, insanımız bahçesinde dikip yetiştirdiği bir elma ağacına gösterdiği özeni ormandaki ağaca da gösterecektir. O zaman , vatandaşımız ormandaki aceleden kestiği yaş ağacı değil, hesaplı bir şekilde kuru ve devrik ağaçları kesecek ve ormanlar korunacak, göç olayı da belki duracaktır. İnsanın doğasında şu vardır. İnsan, kendi malına zarar vermek istemez, zarar vereni de uyarır. Tüm bunlar sevginin ağaç sevgisinin ve inancının kazandırılmasıyla gerçekleşir.Muhammet AVCI

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster